10 Ekim 2026 19:00Kilis'in dijital haber merkezi
Serhat Kilis
← 2026-09-16 tarihine dön

16 Eylül 1873 - Fransa'daki Alman işgalinin sonu.

Dünya · Olaylar

1873 - Fransa'daki Alman işgalinin sonu.

Alman İmparatorluğu ya da İkinci Reich (Almanca: resmen Deutsches Reich, Alman tarih yazımında Deutsches Kaiserreich), 1871'de Almanya'nın birleşmesinden 1918'deki Kasım Devrimi'ne kadar olan Alman İmparatorluğu dönemiydi. Bu dönemde Almanya, yönetim biçimini cumhuriyete dönüştürdü. Alman İmparatorluğu, her birinin kendi soyluları olan 25 devletten oluşuyordu: dört kurucu krallık, altı büyük dükalık, beş dükalık (1876'dan önce altı), yedi prenslik, üç özgür Hansa şehri ve bir imparatorluk bölgesi. Prusya, imparatorluktaki dört krallıktan sadece biri olmasına rağmen, İmparatorluğun nüfusunun ve topraklarının yaklaşık üçte ikisini içeriyordu ve Prusya Kralı aynı zamanda Alman İmparatoru (Deutscher Kaiser) olduğu için Prusya'nın egemenliği anayasal olarak da kurulmuştu.

İmparatorluk, Avusturya, İsviçre ve Lihtenştayn hariç güney Alman devletlerinin Kuzey Alman Konfederasyonu'na katıldığı 18 Ocak 1871'de kuruldu. Yeni anayasa 16 Nisan'da yürürlüğe girdi ve federal devletin adını Alman İmparatorluğu olarak değiştirdi ve Hohenzollern Hanedanı'ndan Prusya Kralı I. Wilhelm'e Alman İmparatoru ünvanını getirdi. Berlin başkent olarak kaldı ve Prusya Başbakanı Otto von Bismarck, hükûmetin başı olan şansölye oldu. 47 yıllık varlığı boyunca Alman İmparatorluğu, Avrupa'da endüstriyel, teknolojik ve bilimsel bir güç haline geldi ve 1913'te Almanya, kıta Avrupası'nın en büyük ve dünyanın üçüncü büyük ekonomisi oldu. Alman İmparatorluğu'nun doğa bilimlerindeki başarısı o kadar büyüktü ki, tüm Nobel Ödüllerinin üçte biri Alman mucit ve araştırmacılara gitti. Almanya ayrıca, Avrupa'nın en uzun demiryolu ağını, dünyanın en güçlü ordusunu ve hızla büyüyen bir sanayi tabanını kurarak büyük bir güç haline geldi. 1871'de çok küçük bir şekilde başlayan donanma, on yıl içinde İngiliz Kraliyet Donanması'ndan sonra ikinci sıraya yükseldi.

Otto von Bismarck, 1871'den 1890'a kadar Alman İmparatorluğu'nun ilk ve en uzun süre görev yapan başbakanı olarak görev yaptı. Görev süresi nispeten liberal önlemler ve geniş kapsamlı reformlarla başladı, ancak Katolik Kilisesi'ne karşı Kültürkampf ile işaretlenen muhafazakarlığa doğru kademeli olarak kaydı. Dış ilişkilerde Bismarck, 1879'da Avusturya-Macaristan ile İkili İttifak'ı imzaladı, 1882'de İtalya ile Üçlü İttifak'a genişletti ve aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu ile yakın ilişkiler geliştirdi. Liberalleri ve sosyalistleri "Reich'ın düşmanları" olarak kınamasına rağmen, modern Avrupa refah devletinin temellerini atan öncü sosyal programlar başlattı. 1880'lerde, Bismarck'ın daha önceki isteksizliğine rağmen Almanya sömürge yarışına girdi, Afrika, Pasifik ve Çin'de topraklar edindi ve İngiliz ve Fransızlardan sonra dünyanın üçüncü büyük sömürge imparatorluğunu kurdu. 1890'da görevden alınmasının ardından II. Wilhelm, Bismarck'ın karmaşık ittifak sistemini terk eden ve Almanya'yı giderek daha fazla izole eden daha agresif ve yayılmacı bir politika olan Weltpolitik'i ("dünya politikası") izledi. 1914 Temmuz Krizi Birinci Dünya Savaşı'na dönüştüğünde, İtalya Üçlü İttifak'tan uzaklaşırken Osmanlı İmparatorluğu Almanya ile ittifak kurdu. İmparatorun tutarsız ve çoğu zaman tahmin edilemez kararları, savaşın patlak vermesine yol açan gerilimlere katkıda bulundu.

Birinci Dünya Savaşı'nda, Almanya'nın 1914 sonbaharında Paris'i hızla ele geçirme planları başarısız oldu ve Batı Cephesi'ndeki savaş çıkmaza girdi. Müttefiklerin deniz ablukası, yiyecek ve takviye maddelerinde ciddi kıtlıklara neden oldu. Bununla birlikte, İmparatorluk Almanyası Doğu Cephesi'nde başarı elde etti; Brest-Litovsk Antlaşması'nın ardından doğusunda geniş bir alanı işgal etti. Almanya'nın 1917 başlarında sınırsız denizaltı savaşı ilan etmesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa girmesine katkıda bulundu. Ekim 1918'de, başarısız Bahar Taarruzu'nun ardından Alman orduları geri çekiliyordu, müttefikleri Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu çökmüş, Bulgaristan ise teslim olmuştu. İmparatorluk, Kasım 1918 Devrimi'nde II. Wilhelm'in tahttan çekilmesiyle çöktü ve savaş sonrası federal cumhuriyet, harap olmuş bir halkı yönetmek zorunda kaldı. Versay Antlaşması, savaş sonrası tazminat maliyetlerini 132 milyar altın mark (2019'da yaklaşık 269 milyar ABD doları veya 240 milyar avro, 1921'de ise yaklaşık 32 milyar ABD doları) olarak belirledi ve orduyu 100.000 kişiyle sınırlandırdı, zorunlu askerliği, zırhlı araçları, denizaltıları, uçakları ve altıdan fazla savaş gemisini yasakladı. Bunun sonucunda ortaya çıkan ekonomik yıkım, daha sonra Büyük Buhran ile daha da kötüleşti; Alman halkının yaşadığı aşağılanma ve öfke, Adolf Hitler ve Nazizmin yükselişinde önde gelen faktörler olarak kabul ediliyor.


Kaynak: Vikipedi maddesi · Kullanılan sürüm ve katkıda bulunanlar. Metin Vikipedi’den alınmıştır; CC BY-SA 4.0 kapsamında, başlık ve düzen uyarlanarak sunulmuştur.

WhatsAppİhbar Hattı0533 388 41 41