Kilis’in en büyük sorunu yalnızca yatırım eksikliği değil. Asıl sorun, yatırımın önünü açması gerekenlerin birbirleriyle ne kadar uyumlu çalışabildiğidir.

Bir şehir düşünün; siyaseti ayrı telden çalıyor, bürokrasisi ayrı telden çalıyor, yerel yönetimi ayrı telden çalıyor. Herkes kendi alanında haklı olduğunu düşünüyor, ama ortaya çıkan sonuçtan kimse tam anlamıyla memnun değil.

Sonra da çıkıp “Kilis neden gelişmiyor?” diye soruyoruz.

Peki, sizce bu şehir kendi içinde bu kadar kopukluk yaşarken yatırımcı neden güven duysun?

Kilis’te yatırım konuşuluyor, projeler açıklanıyor, rakamlar sıralanıyor. Elbette bunlar önemli. Ama vatandaşın görmek istediği şey yalnızca yatırım bedeli değil; tamamlanan proje, açılan fabrika, oluşan istihdam ve büyüyen şehir ekonomisidir.

Bunun için de siyasi irade ile bürokrasinin aynı hedefte buluşması gerekir.

Şimdi açıkça soruyorum:

Kilis’in siyasetçileri ile bürokratları arasında gerçekten güçlü bir koordinasyon var mı?

Yoksa herkes kendi alanında kendi hesabını mı yapıyor?

Bir belediye başkanı, bir milletvekili, bir vali veya bir kurum yöneticisi… Hiçbirinin kişisel kırgınlığı, siyasi hesabı ya da kurumsal çekişmesi Kilis’in geleceğinin önüne geçemez.

Geçmemeli.

Çünkü burada mesele bir makamın, bir partinin veya bir kişinin başarısı değil. Burada mesele Kilis’in başarısıdır.

Bugün Kilis’in gençleri iş bekliyor. Esnafı ekonomik hareketlilik bekliyor. Sanayicisi yatırım ortamının güçlenmesini bekliyor. Vatandaş ise “Bu şehir ne zaman hak ettiği yere gelecek?” diye soruyor.

Peki, biz ne yapıyoruz?

Birbirimizle uğraşarak mı Kilis’i büyüteceğiz?

Kilis’in geleceğini kişisel hesaplara kurban etmeye kimsenin hakkı yoktur.

Siyasetçi bürokratla kavga ederse, bürokrat belediyeyle uyum sağlayamazsa, kurumlar birbirinden koparsa bunun bedelini makam sahipleri değil, Kilis halkı öder.

Sonra da herkes çıkıp “Biz Kilis için çalışıyoruz” der.

İyi de, Kilis için çalışıyorsanız neden Kilis’in ortak aklı bir türlü oluşmuyor?

Neden herkes kendi çevresini, kendi kurumunu, kendi siyasi alanını büyütmeye çalışıyor?

Neden bu şehirde ortak bir yatırım masası kurulamıyor?

Neden Kilis’in sorunları Ankara’ya birlikte taşınamıyor?

Neden bir yatırımcının önüne tek bir kapı, tek bir yol haritası ve tek bir güçlü irade konulamıyor?

Bunlar cevaplanması gereken sorulardır.

Artık Kilis’te kimse “Ben yaptım” diyerek siyaset yapmamalı.

Çünkü Kilis’i tek başına kimse kalkındıramaz.

Bir belediye başkanı tek başına yetmez. Bir vali tek başına yetmez. Milletvekilleri tek başına yetmez. Bürokrasi tek başına yetmez.

Ama hepsi birlikte çalışırsa, işte o zaman Kilis’in önünde kimse duramaz.

Yeter ki birbirimizin önünü kesmeyelim. Yeter ki kişisel hesapları Kilis’in geleceğinin önüne koymayalım.

Ben buradan açıkça çağrı yapıyorum:

Sayın siyasetçiler, sayın bürokratlar, sayın yerel yöneticiler…

Kilis’in geleceği için bir araya gelin.

Birbirinizle aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz. Ama Kilis’in çıkarları söz konusu olduğunda aynı masada oturmak zorundasınız.

Çünkü bu şehir artık küslükleri, çekişmeleri ve kişisel hesapları kaldıracak durumda değil.

Kilis’in ihtiyacı daha fazla siyasi hesap değil, daha fazla yatırım; daha fazla makam yarışı değil, daha fazla istihdamdır.

Ve son söz:

Kilis’in önünü açmayan her siyasi çekişme, bu şehrin geleceğinden çalınmış bir zamandır.

Abdullah Alpdağ